Deyimler
İletişim

"Ata et, ite ot vermek (yedirmek)" deyiminin anlamı nedir?

Uygunsuz iş yapmak; birbirini tamamlayan, birbirine uyan unsurları ters kullanmak; kişilere işlerine yaramayan şeyi, ilgili olmadıkları görevi vermek.

Ata et, ite ot vermek (yedirmek) deyimine benzer deyimler

Ağır iş

Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.

Ağır iş

Ağzından kaçırmak

Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.

"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."

Söylemek istemediği şeyi farkında...

Ağzından kaçırmak

Akıl kârı olmamak

Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak.

"Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?"

Akıl kârı olmamak

Akıntıya kürek çekmek

Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek.

"Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."

Akıntıya kürek çekmek

Aklına esmek

Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.

"Birden aklına esti, kalkıp sahile indi."

Aklına esmek

Aklına koymak

Bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek.

"Bu sene takıntısız sınıfımı geçmeyi aklıma koydum."

Bir fikri başkasına aşılamak.

Aklına koymak

Aklına (aklını) takmak

Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek.

"Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp...

Aklına (aklını) takmak

Alın teri dökmek

Zahmetli iş görüp çok emek vermek.

"Alın teri dökmeyenler, emeğin ne olduğunu bilemezler."

Alın teri dökmek

Altını üstüne getirmek

Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.

"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."

Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...

Altını üstüne getirmek

Ant içmek (etmek)

Yemin etmek, bir şeyi yapmaya veya yapmamaya söz vermek.

"Ant içtik, asla bu ülkeyi düşmana bırakmayacağız."

Ant içmek (etmek)

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Hakkını vermek

Bir şeyin lâyıkıyla yapılması için ne gerekiyorsa ondan kaçınmamak.

Birinin çalışmasını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi vermek.

"Çalıştırdığın...

Hakkını vermek