Adam evladı
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
Yalnız iyi günlerde değil sıkıntılı, üzücü, düşkünlük günlerinde de insanın yardımına koşan, dostunu yalnız bırakmayan kimse.
İyi bir ailenin iyi yetiştirilmiş, görgülü, iyi eğitilmiş çocuğu.
İnsanların iyisini, kötüsünü iyi seçen kimse.
Bir topluluk içinde dirlik düzenlik, iyi geçinme.
Bir topluluk içindeki dirlik düzenlik, iyi geçinme durumu.
Birine yol gösteren, akıl öğreten kimse.
Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse.
"Lütfen akıl hocalığı yapmaya kalkma, biz işimizi senden iyi biliriz."
Kullanabileceğimiz kişi, ya da şey, yalnız o değil ya!
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Yaptığı iyi şeyden yalnız kendisi ve yakınları yararlanıyor.
Biriyle yalnız kalmak, iki kişi bir arada yalnız kalmak.
"Misafirler gittikten sonra baş başa kaldılar."
Düşman olmak, düşman gibi görünüp tavır almak.
"Yalnız benim değil, bütün ailenin düşmanı kesilmişti."
Dostlarının sıkıntılı günlerinde onlardan kaçan kimse.
"Bize iyi gün dostu gerekli değil."
İyi, olumlu, yolunda giden bir işi art niyetle karıştırmak.
"Sen de suyu bulandırmasan olmaz değil mi?"
Sızlanıp şikâyet etmek, derdini döküp durmak.
"Çoluk çocuk açtı, kimse yardım elini de uzatmıyordu, birine de yanıp yakılmayı bir türlü kendine yediremiyordu."