Amana gelmek
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Önce direnirken zor karşısında boyun eğip canının bağışlanmasını istemek, galip gelenin merhametine sığınmak.
"Aman dileyene kılıç kalkmaz."
Önce direnirken zor karşısında baş eğmek.
"Aman dilemek."
Teslim olmak, önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.
"Nihayet düşman amana geldi."
Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, teslim olmaya zorlamak.
"Düşmana aman dedirtmek boynumuzun borcu oldu artık."
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Yardım istemek, dilenmek, para istemek ya da ister duruma düşmek.
Bir şey karşısında şaşırmak.
Sıkıntı meydana getiren bir durum karşısında bunalmak.
Dengesini yitirmek, gözleri kararmak; çevresi kararıyor, dönüyor, kayıyor...
Çok kötü, üzücü, sıkıntı verici ya da utandırıcı bir olay karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek.
"Babasını karşısında görünce başından aşağı kaynar sular...
Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.
Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...
Çok çabuk, bir an önce, ivedi olarak.
"Bu iş, bir ayak önce yapılacak bir iştir."
Adaletli yargı karşısında verilecek her cezaya razı olmak.
"Gerçek adaletin karşısında boynum kıldan incedir."
Çok üşümek, donmak.
Buz gibi soğumak, buz durumuna gelmek.
Endişe, korku ve üzüntü veren bir durum karşısında donakalmak.
"Öldürdüğünü sandığı adamı karşısında...
Kırılması zor, kabuğu sert ceviz cinsi.
Yola getirilmesi, yenilmesi zor rakip; başarılması güç iş.
"Şimdi anlıyordu rakibinin ne deneli çetin ceviz olduğunu."
Yaptığı bir yanlıştan ötürü affedilmesini istemek.
Özrünü ileri sürerek yapılması kendinden istenen işi yapmamak, bundan bağışlanmasını istemek.
"Özür dilerim,...