Acısını çekmek
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Eşitlik gözetilmeden yapılan paylaştırma.
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Yapılan bir iyiliğin değeri bilinmek
Karşılıklı kötü şeyler söyleyerek yapılan kavga.
Bir kimseye yapılan hizmetin hemen karşılığını bekleme durumu.
Çok kızgın, öfkeli davranışlar göstermek.
Çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.
Ateşli silâhlarla yapılan atışa son vermek.
"Taraflar ateş kesilmesine...
Yapılan iyiliği yüzüne vurarak birisini üzmek, incitmek.
"Üç kuruş verdi, üç gün geçmeden başına kaktı."
Yapılan işin çok kazançlı olduğunu ballandırarak anlatmak.
Yaşamak için, geçinebilmek için yapılan didinme, uğraş.
"Hemen bütün insanlar boğaz kavgasının içinde kaybolmuş durumdalar."
Geçim içim uğraşıp didinme.
Çok hoşlanmak, yararına yapılan işten ötürü çok sevinmek.
Ruhu şad olmak.
"Büyükannenin canına değsin, ikramın bizi oldukça sevindirdi"
Ölü için verilen sadaka, yapılan dua ve iyilikler ona ulaşsın.
Bir malı ucuza almak, ya da pahalıya satmak için titizce uzun süre yapılan pazarlık.
"Babam çok istediği atı alabilmek için, atın sahibiyle çekişe çekişe...
Elle yapılan işe harcanan emek.
Elle yapılan çalışmanın karşılığı.
"El emeğinin karşılığı değildir bu para."