Acem kılıcı gibi iki tarafı (taraflı) kesmek
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Benzi beti yerine gelmek, sağlığına kavuştuğu yüzünün kızarmasından belli olmak; soluk rengi geçmek.
"İki şişe serum verdiler, sonunda yüzüne kan geldi."
Hem birinden yana hem de ona karşı olabilmek; aralarında sorun bulunan iki yanı da idare etmek; iki yanlı davranmak.
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Yakınım olan iki taraf, ya da benimle ilgili iki durum var. Birine ayrıcalık tanısam ötekini küçümsemiş oluyorum. Sakıncaları eşit olan iki karşıt davranıştan...
Bir sebepten ötürü ansızın yüzünün rengi sararmak, solmak.
"Askerleri karşısında görünce benzi attı."
Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.
"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."
Çok öfkeli, kinli olmak; her kötülüğü yapacak hâle gelmek.
"Bir adamın gözlerini kan bürümesin, ondan her türlü belâ beklenebilir."
İçten, büyük bir üzüntü duymak; dıştan belli etmeyerek çok acımak.
"Çocuğunun yüzüne bakarken içim kan ağlıyordu."
En uygun zamanında olmak, gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, istenilen duruma gelmek.
Ömrü sona ermek, eceli gelmek, ölmek.
Süresi dolmak, ödeme zamanı gelmek.
"Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor."
Görevden ayrılan birinin yerine geçmek.
Bulunmayan bir nesnenin yerine kullanılabilmek.
"Emekli olan müdürün yerine geçmek için iki müdür yardımcısı yarışa...
İki davranış, iki kimse, iki karşıt şey arasında bir tercih yapamama zorluğunu anlatmak için kullanılır.