Abur cubur
Besin değeri, tadı vb.düşünülmeksizin, zamanlı zamansız ve rasgele yenilen şeyler.
Derinleştirmemek.
Önemli şeyler meydana getirmemek.
Besin değeri, tadı vb.düşünülmeksizin, zamanlı zamansız ve rasgele yenilen şeyler.
Önemli, değerli kimselerle görüşür olmak, onlar arasına karışmak.
Daha önce toplumda önemli bir yeri yokken artık kendisine değer ve önem verilir bir kişi olmak.
Karşılıklı kötü şeyler söyleyerek yapılan kavga.
Olumsuz, kötü şeylerden bahsedenlere karşı
"ağzını hayra aç" anlamında söylenir.
"Bugün kötü şeyler mi bekliyorsun? Ağzından yel alsın, o ne biçim beklenti?"
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
Kötü bir şey, kötü bir durum, birinin gizli düzeni ve tertibiyle meydana gelmek.
"Böyle şeyler bilirim ki senin başının altından çıkar, şimdi bana doğruyu...
Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.
"Babam evin can damarıdır."
Bütün işlerin çözümlenmesi ona bağlı olan önemli unsur, üzerinde durulması gereken en önemli nokta, makam veya yer.
(Bir şey) unutulmaması için işaret koymak.
Önemli bularak üstünde durmak, dikkate almak, önemli şeyler arasında saymak.
"Bu ata sözüne bir mim koy, dedi...
Bir oyunda rol almak.
Bir işte önemli katkısı olmak, etkisi bulunmak.
"Bu işin gerçekleşmesinde onun da önemli rolü oldu."
Oldukça önemli, ciddi bir şeyi açıktan söylemeyip şaka yollu söylemek.
Önemli bir meseleyi şaka yaparak geçiştirmek.
"İşi şakaya getirip unutturmaya kalkma...