A köse, sayılmadık kaç tel sakalın var?
Pek önemsiz olan varlığını, uğraşı alanını, ne denli önemli gösteriyor, ne denli güç başarılır bir iş sayıyorsun.
Bütün işlerin çözümlenmesi ona bağlı olan önemli unsur, üzerinde durulması gereken en önemli nokta, makam veya yer.
Pek önemsiz olan varlığını, uğraşı alanını, ne denli önemli gösteriyor, ne denli güç başarılır bir iş sayıyorsun.
Bir paylaşmada en büyük pay.
Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.
Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.
Bir şeyin en önemli yeri, en temelli noktası.
"Meselenin can alıcı noktasına bir türlü ulaşamadık."
Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.
"Babam evin can damarıdır."
Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.
"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...
İşin en güç, en önemli, en büyük kısmı bitti, kalanı önemsizdir.
"Ha gayret çocuklar, çoğu gitti azı kaldı."
(Bir şey) unutulmaması için işaret koymak.
Önemli bularak üstünde durmak, dikkate almak, önemli şeyler arasında saymak.
"Bu ata sözüne bir mim koy, dedi...
Bir işin en ince, en önemli yeri.
Bir oyunda rol almak.
Bir işte önemli katkısı olmak, etkisi bulunmak.
"Bu işin gerçekleşmesinde onun da önemli rolü oldu."
Suyun çıktığı yer, kaynak.
En çok yarar sağlanacak yer.
Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii.
"Yorgun bedenlerini suyun başındaki...
Oldukça önemli, ciddi bir şeyi açıktan söylemeyip şaka yollu söylemek.
Önemli bir meseleyi şaka yaparak geçiştirmek.
"İşi şakaya getirip unutturmaya kalkma...
Yapılmakta olan işin en hassas, en önemli, en can alıcı noktası.