Acı çekmek
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Özetle, kısaca, sözü uzatmayarak.
"Uzun lafın kısası, yazar gerçekçi olmalıdır."
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Görüşme konusu olan sorun üzerine son sözü söylemeyip biraz daha elverişli davranışta bulunmaya olanak tanımak.
Uzun süre bir şey yemediği için çok acıkmış olmak.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Sevilmeyen, yok olması istenen bir şey için söylenen bir ilenme sözü.
Bir sözü, bir düşünceyi yenileyip durmak.
(Şaka sözü) Öyle uzun uzun düşünüp tasalanacak ne var?
Uzun uzun düşünmeye, bir çözüm yolu aramaya başladı.
Kendini tutamayıp kahkahayla gülmeye başlamak, uzun uzun gülmek.
"Yüzükoyun çamura düşen arkadaşını görünce makaraları koy verdi."
Boyu uzun olan.
Uzun süre.
Derinlemesine, ayrıntılarıyla.
"Meselenin üzerinde öyle uzun boylu durmadık."
Nazlanmak, sözünde direnmek.
Sözü uzatmak, tartışmayı sürdürmek.
Aşırı gitmek.
"Haydi uzun etme de gel benimle!"
Saatin zembereği kurulmaz duruma gelmek.
Kendini tutamayarak uzun uzun gülmek.