Ağır gelmek
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Nazlanmak, sözünde direnmek.
Sözü uzatmak, tartışmayı sürdürmek.
Aşırı gitmek.
"Haydi uzun etme de gel benimle!"
Yapılması güç gelmek.
Ağrına gitmek.
Gücüne gitmek, onuruna dokunmak.
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Öteki işler arasında bir işi de yapıvermek.
Yapılmakta olan işler arasından işi de yapıvermek.
Kısa süre içinde, acele olarak.
Ayakta durarak, ayakta dikilerek.
"Gel de şu büfede ayak üstü atıştıralım biraz."
(Şaka sözü) Öyle uzun uzun düşünüp tasalanacak ne var?
Uzun uzun düşünmeye, bir çözüm yolu aramaya başladı.
Bir sözü ya da davranışı iyi karşılanmadığı için utanmak, utanacak duruma düşmek.
"Onun düşüncesinin hiç de doğru olmadığını söylediğim zaman amma da bozum...
Bir konuda kesin konuşulduğunda ya da bir başkasının düştüğü kötü dur ama düşmeme iddiasında bulunulduğunda Cenab-ı Allah`tan böyle bir duruma düşürmemesini...
Bir süredir yaptığı işi elinden gitmek, görevini yitirmek.
"Haydi canım, yoluna git de patronunla kavga etme; yoksa işinden olacaksın."
Mızıkçılık etmek, birlikte yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek.
"Oyunbozanlık etme de gel birlikte eğlenelim."
Boyu uzun olan.
Uzun süre.
Derinlemesine, ayrıntılarıyla.
"Meselenin üzerinde öyle uzun boylu durmadık."
Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak.
Bir şeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak.
"Sen onu meşgul et ki hemen yola çıkmasın, bu sayede biz de biraz vakit...