Acı çekmek
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Kendini tutamayıp kahkahayla gülmeye başlamak, uzun uzun gülmek.
"Yüzükoyun çamura düşen arkadaşını görünce makaraları koy verdi."
Uzun süre acı, üzüntü içinde bulunmak.
Uzun süre bir şey yemediği için çok acıkmış olmak.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Bir mesele üzerinde uzun çekişmelerden sonra.
Senli benli, samimî dostluğu sürdürerek.
"Al takke ver külâh yıllarca yaptık bu işi."
Bir yerde ayakta beklemekten veya uzun süre dolaşmaktan çok yorulmak.
"Seni aramaktan ayaklarıma kara sular indi, nerelerdeydin Allah aşkına!"
(Şaka sözü) Öyle uzun uzun düşünüp tasalanacak ne var?
Uzun uzun düşünmeye, bir çözüm yolu aramaya başladı.
Ortaya çıkmak, belirmek.
Beğenilecek, takdir edilecek niteliklerini ortaya koymak; gücünü göstermek.
"Uzun bir aradan sonra sergi açmaya, kendini göstermeye...
Uzun adımlarla yürümeye başlamak.
"Pek vaktimiz yok, pergelleri açın da geç kalmayalım."
Üstü başı perişan, uzun süre saç ve sakal tıraşı olmamış, kendine çeki düzen vermemiş olmak.
"Onu, saç sakal birbirine karışmış görünce bayağı canım sıkıldı."
Boyu uzun olan.
Uzun süre.
Derinlemesine, ayrıntılarıyla.
"Meselenin üzerinde öyle uzun boylu durmadık."
Saatin zembereği kurulmaz duruma gelmek.
Kendini tutamayarak uzun uzun gülmek.