Ağzıyla kuş tutsa…
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Ancak yetişecek kadar.
"İp ucu ucuna geldi."
"Ne kadar çaba gösterse, ne yapsa da" anlamında kullanılır.
"Ağzıyla kuş da tutsa, artık bu eve adım atamaz."
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek.
"Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim."
Bir işi yaparken çok sıkıntı çekmek, eziyete katlanmak.
"Şu arabanın taksitlerini ödeyinceye kadar anamdan emdiğim süt burnumdan geldi."
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir kokudan burnu görev yapamaz olmak.
Burnuna koklanamayacak kadar pis bir koku gelmek, böyle bir...
Her yerde, pek çok kimse tarafından bahis konusu olmak.
"Ata sözleri dilden dile dolaşarak günümüze kadar geldi."
Tam söyleyecekken vazgeçip söylememek.
Hatırladığı şeyi söyleyecekken yine unutuvermek.
"Dilinin ucuna geldi ama utandığı için söyleyemedi."
Çıplak, üzerinde sadece don ve gömlek var denilecek kadar soyunmuş hâlde.
"Adamı, don gömlek kalacak kadar soydular."
Titizlik göstermek, bir şeyi en ince ayrıntılarına kadar araştırmak, gözden geçirmek.
"O kadar da ince eleyip sık dokunacak bir iş değil, kaygılanma."
Küçücük, bir yumruk büyüklüğünde ancak (nesne).
Küçük çocuk.
"Yumruk kadar çocuktan dayak yediğin doğru mu?"
Güçlükle, zorla.
Ucu ucuna, kıt kanaat, istenilen ölçüye ancak yaklaşabilmek
"Zar zor getirdik adamı."
Hiç denecek kadar az.
"Onu zerre kadar sevmiyorum."