Ağzının tadı bozulmak (kaçmak)
Rahatı, dirlik ve düzenliği bozulmak.
Bozulmak, çığırından çıkmak, düzenini yitirmek.
Rahatı, dirlik ve düzenliği bozulmak.
Rahatı kaçmak, huzurunu kaybetmek, bir kimsenin kurulu dirliği, düzenliği bozulmak.
"Şu vızır vızır işleyen yol buradan geçince ağzımızın tadı kaçtı."
İyi anlaşan iki kişinin veya dostun ilişkileri bozulmak, aralarına soğukluk girmek, birbirlerine gücenmek,"Niçin konuşmuyorsunuz? Aranızdan kara kedi mi geçti?"
Dostlukları bozulmak.
Heder olmak, işe yaramaz duruma gelmek.
Karışıklıkta elden çıkmak ya da telef olmak.
Doğru olduğu, gerçek olduğu anlaşılmak, ortaya çıkmak.
Hemen yola çıkmak üzere olan.
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Gürültüden ya da çok konuşanı dinleme zorunluluğu dolayısıyla kafası pek yorulup rahatsız olmak.
"Kafası şişmek."
Sıkıntılı durumlara çare araya araya düşünme...
Ortaya çıkmak, belirmek, vuku bulmak.
"Milletimiz baş gösteren bu yeni fikri kısa zamanda benimseyecektir."
Gelenleri karşılamak üzere yola ya da kapı önüne çıkmak.
İleri sürülen fikrin, tutulan yolun yanlış olduğunu söylemek.
"Her fikrime karşı çıkmak zorunda mısın?"
Yaygın olmaktan çıkmak, önemini yitirmek.
"Bu elbisenin modası geçti artık."