Ağız tadı
Bir topluluk içinde dirlik düzenlik, iyi geçinme.
Bir topluluk içindeki dirlik düzenlik, iyi geçinme durumu.
Rahatı, dirlik ve düzenliği bozulmak.
Bir topluluk içinde dirlik düzenlik, iyi geçinme.
Bir topluluk içindeki dirlik düzenlik, iyi geçinme durumu.
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Çok genç ve deneyimsiz olmak.
Çok genç, toy ve tecrübesiz olmak.
"Şu ağzı süt kokan mı yarışacak benimle."
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Rahatı kaçmak, huzurunu kaybetmek, bir kimsenin kurulu dirliği, düzenliği bozulmak.
"Şu vızır vızır işleyen yol buradan geçince ağzımızın tadı kaçtı."
Kendisine karşı gösterilen içtenlik ve yakınlığı kötüye kullanmaya, yüzsüzlük ve saygısızlık etmeye başladı.
İş yapacak güç ve araç var, ama bunları kullanma alanı ve konusu yok.
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.
"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...
Bir arada yaşayan, çalışan kimseler arasında iyi geçim, güven, sevgi ve anlaşma hâli.
"Bir aileye önce dirlik ve düzenlik gereklidir."
Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...
Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.
"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."