Acısını çıkarmak
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
Gürültü, patırtı yapmak.
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
Yüksekten atıp tutmak, kuru gürültü yapmak, boş tehditlerde bulunmak, korkutucu, iri sözler söylemek.
Çok fazla gürültü, patırtı, telâş olmak.
"Alevler bacayı sarınca bir kıyamettir koptu sokakta."
Bir yeri kargaşa, şamata, gürültü patırtı ile doldurup kimsenin ne dediğini anlamayacak hâle getirmek.
"Çocuklar bir dakikada ortalığı curcunaya çevirdiler."
Gürültü patırtı, karışıklık ve kavga çıkarmak.
"Çıngar çıkarmadan oturtun şu kadını."
Kavga, gürültü, patırtı ve olaya sebep olmak.
"Orada hır çıkarmaya kalkışmayacaksın değil mi?"
İstemeyerek bir işi yapmak durumunda kalmak, yapmamayı edememek, kendini tutamayıp yapmak.
"Ona bir tokat atmaktan kendimi alamadım işte!"
Kıyamet günü gelmek.
Bir yerde çok gürültü ve patırtı kavga, telâş olmak.
"Kıyamet günü gelecek ve insanlar sonunda hesaba çekilecekler."
Kavga, kargaşa, gürültü çıkarmak.
"Patırtı çıkarmadan oturun, babanız uyuyor."
Ortalığı altüst etmek, karışıklığa yol açmak, gürültü patırtı çıkarmak.
Çok fazla toz kaldırarak koşmak veya kaçmak.
"Başıboş sığırlar tozu dumana katarak...
Bir olay toplumda telâş, heyecan, gürültü, patırtı, kargaşa oluşturmak.
"Bu kaleyi de zapdedersek yer yerinden oynayacak, bizi kimse tutamayacak artık."
Yakınlarının övünç duymasına neden olacak beğenilir bir iş yapmak.
Yakın çevresinin övünç duymasına neden olacak bir iş yapmak veya başarı...