Ağzının içine bakmak
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Gürültü patırtı, karışıklık ve kavga çıkarmak.
"Çıngar çıkarmadan oturtun şu kadını."
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Çok genç ve deneyimsiz olmak.
Çok genç, toy ve tecrübesiz olmak.
"Şu ağzı süt kokan mı yarışacak benimle."
İnanç ve ibadette birbirlerinden ayrılmayan ve bu kardeşliği ahirette de sürdüreceklerini düşünen kadınlar.
Dünya ve ahiret işlerinde birbirlerinden ayrılmayan...
Her an karışıklık, kavga ve savaşın çıkacağı yer.
"Nereden çıktığı belli olmayan bir ses, meydanı bir anda barut fıçısına döndürdü."
Kişiyi kendi görüş ve düşüncelerinden ayırıp başka bir görüş ve düşünceyi benimser duruma getirmek.
Bir insanı, kendine özgü düşünce ve dünya görüşüne...
Kişilerin ses ve davranışlarını o anda ve doğrudan doğruya veren radyo ve televizyon yayını.
"Parti temsilcileri bu akşam televizyonda canlı yayında...
Peygamberlerden Hz. Eyyub` un başına gelen hastalığa sabredip, bundan dolayı şikâyet etmemesi; güçlük ve üzüntülere, hastalığa karşı sabretmesinden hareketle,...
Kavga, gürültü, patırtı ve olaya sebep olmak.
"Orada hır çıkarmaya kalkışmayacaksın değil mi?"
Kıyamet günü gelmek.
Bir yerde çok gürültü ve patırtı kavga, telâş olmak.
"Kıyamet günü gelecek ve insanlar sonunda hesaba çekilecekler."
Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak.
"O daima lafını bilir bir insan olmuştur."
Kavga, kargaşa, gürültü çıkarmak.
"Patırtı çıkarmadan oturun, babanız uyuyor."
Ortalığı altüst etmek, karışıklığa yol açmak, gürültü patırtı çıkarmak.
Çok fazla toz kaldırarak koşmak veya kaçmak.
"Başıboş sığırlar tozu dumana katarak...