Acısını çekmek
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Kendisine yapılan şakalara katlanmak, dayanmak.
Yapılan yanlış işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.
Kendisine teslim edilmiş olan para ya da eşyanın, sayım sonunda, eksik olduğu görülmek.
Yapılan bir iyiliğin değeri bilinmek
Daha önce toplumda önemli bir yeri yokken artık kendisine değer ve önem verilir bir kişi olmak.
Karşılıklı kötü şeyler söyleyerek yapılan kavga.
Ödevini yapamadığından kendisine karşı sorumlu olan kimseden öbür dünyada hesap sormak.
Haksızlığa uğrayışını bu dünyada önleyip hakkını alamayanın, öte...
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan çekilmek.
Yararlanılacak şeyde kendisine ortak ya da rakip olacak kimseler ortadan...
Hoş bir durum, elde ettiği güzel bir şey, sonra gelen üzüntüler üzerine kendisine zehir olmak.
"Yediğimiz yemeği burnumuzdan getirmek mi istiyorsun? Sus...
Elle yapılan işe harcanan emek.
Elle yapılan çalışmanın karşılığı.
"El emeğinin karşılığı değildir bu para."
Derdini, sıkıntısını kimseye söylememek.
Kendisine yapılan kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla beraber, bunu unutmamak.
"O her şeyi içine atar, bir gün kanser...
Kendisine ya da yakınlarına yapılan övgüden ötürü kıvanç duyup büyüklenmek, böbürlenmek.
"Oğlun oldukça becerikli dedikleri zaman koltuklarım kabardı doğrusu."
Kendisine yapılan kötülüklerin öcünü almak, cezasını sert karşılıklarla vermek.
"Bunu, onun yanına bırakmayacağım."