Deyimler
İletişim

"Su yüzüne çıkmak" deyiminin anlamı nedir?

Belli olmak, aydınlanmak.

"Bu işin asıl sebepleri su yüzüne çıkacak, sen de gününü göreceksin."

Su yüzüne çıkmak deyimine benzer deyimler

Adamlık sende kalsın

Bu işi asıl olsa sana yaptıracaklar. Bari kendiliğinden yap da onurunu koru.

O san fenalık yaptı ama sen ona iyilik yap.

Adamlık sende kalsın

Akıl sır ermemek.

Bir işin gizli yönlerini, niteliğini, asıl sebebini anlayamamak.

"Senin bu işi nasıl berbat ettiğine hâlâ akıl sır erdiremedim."

Akıl sır ermemek.

Allah bilir

Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.

"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."

Bana öyle geliyor ki.

"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."

Allah bilir

Altından Çapanoğlu çıkmak

Girişilen bir işte başa dert olacak bir durumla, umulmayan bir tehlike ile karşılaşmak.

"Bana öyle geliyor ki bu işin altından Çapanoğlu çıkacak."

Altından Çapanoğlu çıkmak

Anca beraber, kanca beraber

Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.

"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...

Anca beraber, kanca beraber

Aslı faslı olmamak

Uydurma olmak, yalan olmak, gerçek olmamak, doğru olmamak, asılsız olmak.

Aslı faslı olmamak

Ayıkla pirincin taşını

Bir işin oldukça karışık, dolaşık, içinden çıkılması güç olduğunu anlatmak için kullanılır.

"Durup dururken adama olmadık sözler söylemiş, şimdi ayıkla...

Ayıkla pirincin taşını

Ayranım budur, yarısı sudur

Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.

Ayranım budur, yarısı sudur

Belini kırmak

Birini bir şey yapamaz duruma getirmek.

Bir işin en güç tarafını yapmak.

"Tarlanın ortasından şu tümseği de kaldırdık mı işin belini kırmış sayılırız, artık...

Belini kırmak

Beyni bulanmak

Sersemlemek, rahat düşünemez olmak.

Bir işin oluş biçiminden kötü bir şey sezinleyerak kuşkulanıp huzuru kaçmak.

Sersemlemek, sağlıklı düşünemez olmak.

Kötü...

Beyni bulanmak

Canı yok mu? (Falancanın)

Falanca, bu sıkıntıya nasıl dayanıyorsa sen de dayanmalısın.

Falancaya bu denli zor bir iş yaptırmak acımasızlıktır.

Canı yok mu? (Falancanın)

Hazır bulunmak

Bir yerde kendisi bulunmak, var olmak.

Bir yere hemen gidecek, bir şeyi anında yapacak durumda olmak.

"Yarınki toplantıda sen de hazır bulunmalısın."

Hazır bulunmak