Ağzından kaçırmak
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Serseri, başı boş, kişiliksiz.
Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek.
"Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme."
Söylemek istemediği şeyi farkında...
Elindeki fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere bir şeyler elde etmeyi ummak.
Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek.
"Evi o zaman...
İpsiz, serseri, kendisinden her türlü yanlış iş beklenen.
" Allahı seversen, çocuklarının başı için" gibi sözlerle bir kimseyi bir şey yapmaya ya da yapmamaya zorlamak.
Yüksekten atıp tutmak, kuru gürültü yapmak, boş tehditlerde bulunmak, korkutucu, iri sözler söylemek.
İşe yaramaz, bilgisiz, görgüsüz, kaba, serseri, değersiz kimselerin bütünü.
"Mahallemizde ayak takımı gittikçe çoğalıyor."
İşsiz güçsüz, serseri, başı boş, ayak takımından.
"Sokaklar baldırı çıplaklardan geçilmiyor."
Başı aşağıya dönük olarak.
Bir kimsenin üzerindeki denetimi ve gözetimi kaldırmak, kendi bildiğine bırakmak.
"Çocuk dediğin başı boş bırakılmaya gelmez."
Bir kişiyi ya da bir şeyi denetimsiz, kendi haline bırakmak.
Denetimsiz, yalnız ve serbest bırakmak.
"Bu çocuğun başını boş bırakma, yoksa başı belâya girecek."
İşsiz güçsüz, aylak, boş gezip dolaşan kimse.
"Adam boş gezenin boş kalfası, bir de işsizlikten yakınıyor."
Zamanını yararsız, gereksiz, boş işlerle ya da hiç iş yapmadan, boş yere geçirmek.
"Bu kazanç getirmeyen işle bütün vaktini öldürecek misin yani?"