Ağzına bir parmak bal çalmak
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Çocukluk çağı geçip, ergenliğe ulaşmak.
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Akşam zamanına ulaşmak.
Sert konuşan birine karşı yumuşak, olumlu, onu haklı görüyormuş gibi tavır almak.
"Amacına ulaşmak istiyorsan onunla konuşurken alttan al, pes perdeden konuş."
Bir hamlede ulaşılamayacak yere kolayca varmayı sağlayan ara durağı; daha iyi bir duruma ulaşmak için basamak olarak kullanılan şey.
"Basamak yapmak."
Beklenmeyen, umulmayan bir mutluluğa, sevince ulaşmak.
"Üç kuruş zam yapıldı diye maaşına, başı göğe erdi sanıyor; bilmiyor ki enflasyon bir ay sonra alacak o...
Üzüntüyü ve acıyı atıp rahatlaşmak, yorgunluğu geçip dinlenmiş olmak.
Bir yere güneş ışığı ulaşmak.
"Evin bir odası güneş almıyor."
Kazançla gideri karşılaştırıp bir sonuca ulaşmak.
Düşünmek, tasarlamak, ayrıntıları gözden geçirip ihtimalleri değerlendirmek.
"Hesap etmeden sakın işe...
Zamanın çok hızlı geçip gitmesi.
Bol bol gelmek ya da gitmek (para, yiyecek vs.).
"Para su gibi akıyor, o harcamayacak da ben mi harcayacağım?"
"İçimden şu kötü işi yap, doğru yoldan ayrıl eğilimi geçip duruyor" anlamında kullanılır.
"Şeytan diyor ki git şunu bir güzel döv."
Yaşlanmak, evlenme çağı geçip kartlaşmak.
Kanunî olmayan yollardan kazanç sağlamak.
Çözüme ulaşmak, gereken çareyi bulmak.
"Onu razı etmenin yolunu buldum, çabuk benimle gel."