Adı sanı belirsiz
Ne olduğunu, nerede olduğunu bilen yok.
Özellikle evlâdının evlendiğini, çoluk çocuk sahibi olduğunu görmek.
Çocuklarının sevinçli günlerini görerek mutluluk duymak.
"Acaba çocuklarımın mürüvvetini görecek miyim?"
Ne olduğunu, nerede olduğunu bilen yok.
Zulme uğramış bir kimsenin bedduası, zulmü yapanı felakete düşürmek.
Zulüm görenin bedduasının yerini bulup gerçekleşmesi.
"Ahım bir tutarsa dünyanın kaç bucak...
Çocuklu ailenin artık çocuk istememesi ve çocuksuz ailenin çocuk edinmek istemesi durumunda uygulanacak yöntemleri düzenleme siyasası.
Bir işin çok güç olduğunu, yapılamayacak kadar zor olduğunu anlatır.
Küçümseyerek meydan okumak, tehdit etmek.
"Beni polise bildirenin alnını karışlarım."
Oldukça fazla mutluluk duymak.
Dilediğini izin almaksızın yapan, istediği gibi davranan.
"Sizin çocuk da amma başına buyruk bir çocuk olmuş."
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
Fizikî bir acı duymak.
Bir işte zarar görmek, manevî bir üzüntü duymak.
"Canını yakmadan ver o elindekini bana!"
Genç, tecrübesiz, çocuk denecek kişilerin yönetimi altında yaşar durumda olmak.
"Ülke çoluk çocuk elinde mi kalacak? Allah korusun!"
İyiliksever, yardımsever kimse.
"Şu yoksullara uzanacak bir hayır sahibi kalmadı mı acaba?"
Yersiz yurtsuz kalmak, barınacak yer bulamamak.
İki şey arasında kalmak.
(Bir şeyi) kimse üzerine almamak.
"Belediye evlerini yıkınca çoluk çocuk öylece ortada...
Küçümsemek, kendini üstün görmek.
"İnsanlara tepeden bakmayı bırak artık, aciz bir varlık olduğunu düşün."