Ağıt yakmak
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Birinin değerini, ahlâkını anlamaya yarayan ölçüt.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Birinin eğilimini desteklemek.
Birinin söylediklerini kendi düşüncesiymiş gibi anlatmak.
Birinin söylediklerini zevkle ve dikkatle dinlemek, bu sözlere uymak.
Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek.
"Konuşması onları öyle sarmıştı ki...
Zulmettiği kişinin bedduasını almak.
Birinin bedduasını üstüne çekmek.
"Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."
Susmak.
Çıkarının elden gideceğini düşünerek birinin konuşmasını önlemek.
"Ağzını kapatamazsak konuşup bizi elâleme rezil edecek."
Para getiren, hayat boyunca geçimi sağlamaya yarayan sanat ve meslek.
"Şimdiden bir altın bilezik sahibi ol ki yarın rahat edesin."
Birinin yüzünden büyük haksızlığa uğramak, zarar görmek.
"Eğer bu malı satamazsam senin ateşine yanmış olacağım."
Bir şeyin değerini kaybetmesi.
Yalvarır duruma gelmek.
İşe ilgisiz ve yetkisiz kimseler karışır olmak.
"Sevinmeyin boşuna, bu işi ayağa düşürmeyeceğim hiçbir...
Sofrada en önemli yemek.
Birinin ölümüne sebep olmak.
Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak.
"Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi...
Birinin yararına göre eylemde bulunmak, istemese de birinin işine yarayacak biçimde hareket etmek.
"O işi bana vermemekle yabancıların ekmeğine yağ sürdün sen."
Aranılan şeyi bulmaya yarayan işareti, onu açıklamaya yarayan bilgiyi vermek.
"Bir ipucu vermezsen bu bilmeceyi çözemeyeceğim."