Alnını karışlamak
Bir işin çok güç olduğunu, yapılamayacak kadar zor olduğunu anlatır.
Küçümseyerek meydan okumak, tehdit etmek.
"Beni polise bildirenin alnını karışlarım."
Dokunaklı sözlerle sataşmak, uzaktan işittirmek.
Karşılıklı söyleşmek, konuşmak.
Sözle sarkıntılık etmek.
"Laf atarak beni tahrik etmeye çalışıyorlardı."
Bir işin çok güç olduğunu, yapılamayacak kadar zor olduğunu anlatır.
Küçümseyerek meydan okumak, tehdit etmek.
"Beni polise bildirenin alnını karışlarım."
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Kendisine inanan, güvenen bir kimseye gizlice kötülük etmek.
"Onun beni arkamdan vuracağı hiç aklıma gelmezdi."
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Yüksek laflar etmek, büyük işler yapacağını söylemek.
Ağır sözlerle öfkesini göstermek.
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak utandırmak, mahcup etmek.
"Adamı bozum etmeye bayılır bu ihtiyar, ona karşı dikkatli ol."
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Gerekli gereksiz sürekli konuşmak, yüksek sesle devamlı gevezelik etmek.
"Başımda ne çan çan edip duruyorsun, kes artık şu sesini."
Karşılıklı gevezelik etmek, boş konuşmak.
"Sizinle çene yarıştırılmaz doğrusu."
Yüksek sesle konuşmak.
Meydan okurcasına sert konuşmak.
Yapılması güç şeyleri yapacakmış gibi abartılı konuşmak.
"Bu adam yüksek perdeden konuşmaya bayılıyor."