Ağır lokma
İçinde çıkılması ya da altında kalkılması, yapılması, başarılması güç iş, güç sorun.
Engel olmaya çalışmak, direnmek, güç kullanarak dayanmak, boyun eğmemek.
"Hırsızlar polise silâhla karşı koymaya çalıştılar."
İçinde çıkılması ya da altında kalkılması, yapılması, başarılması güç iş, güç sorun.
Bir işin çok güç olduğunu, yapılamayacak kadar zor olduğunu anlatır.
Küçümseyerek meydan okumak, tehdit etmek.
"Beni polise bildirenin alnını karışlarım."
Karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, teslim olmaya zorlamak.
"Düşmana aman dedirtmek boynumuzun borcu oldu artık."
Bir kimsenin koruyuculuğundan güç almak.
Bir kimsenin himayesinden güç almak.
"Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
Birilerinin kendisine karşı yapacakları muhtemel kötülüklere karşı uyanık davranmak, tedbirli olmak.
"Eğer ayağını denk almazsan o adamlar başına bir iş...
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Her türlü çareye başvurarak yapılması güç bir işi başarmaya çalışmak.
Kendisine karşı geleni alt ederek buyruğunu dinler duruma getirmek, boyun eğdirmek.
"İki saatte düşmanı dize getirebiliriz."
"Bütün insanlar engel olmaya kalksa bile, asla, hiçbir zaman, kim ne derse desin" anlamında, yine bildiğini yapma durumu için kullanılır.
"Dünya bir araya...
Işığa engel olmak.
Bir işin yapılmasına engel olmaya çalışmak.
"Gölge etme de şu işi zamanında yapayım."
Karşı gelmek, direnmek, boyun eğmemek.
"Her önüne gelene kafa tutmakla bir yere varacağını mı sanıyorsun?"
Bir güce boyun eğmemek, direnmek.
"Düşmana karşı durmak boynumuzun borcudur."