Arkasını sıvamak
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Canı arzu etmek, istek duymak.
İltifat etmek, okşamak, övmek, birisini bu yolları kullanarak bir işe sevk etmek.
"Arkasını sıvayarak yaptırıyorum her işi bu çocuğa."
Gebe kadın, kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duymak.
Ölmüş olan babanın ruhunu şad etmek için (bana şu iyiliği yap).
Birinden bir iyilik yapılması istenirken
"bu iyiliği, ölmüş olan babanın ruhunu hoşnut etmek...
Bir şeyi istemek, istek duymak, çok arzulamak.
"Şimdi o yeşil eriklerden olsa da yesek, öyle de canım çekti ki."
Bir kimseye büyük bir zarar vermek, kötülük etmek.
İyi bir şeyi kötü hâle getirmek, heder etmek, harcamak.
"Yeni aldığım oyuncağın canına okudu bir günde."
Fizikî bir acı duymak.
Bir işte zarar görmek, manevî bir üzüntü duymak.
"Canını yakmadan ver o elindekini bana!"
Sıkıştırıp tedirgin etmek, eziyet etmek.
"İşlerin yavaş gittiğini gören patron işçilerin ensesinde boza pişirmeye başladı."
İftihar etmek, övünç duymak.
"Senin başarılarınla göğsüm kabarıyor oğlum."
Bir şeye aşırı derecede ilgi duymak, onu koruyup gözetmek, dikkatle muhafaza etmek.
"Çocuğunu gözü gibi sakınıyordu kadıncağız."
Bir kimseye, bir şeye güven duymak, inanmak, itimat etmek.
"O adama güven beslediğiniz için pişman olmayacaksınız."
Şundan bundan konuşarak sohbet etmek.
"O iki ihtiyar kadın hoş beş etmek için yaratılmışlar sanki."
Elde etmek için güçlü bir istek duymak, elde edemediği için de büyük üzüntü içinde olmak.
Kuvvetli bir aşkla sevmek.
"Bakan olmak isteğiyle yanıp tutuşuyordu."