Acısı içine çökmek
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Üzüntüyle göğüs geçirmek, derin derin soluk alıp hıçkırıkla ağlamak.
"Yavrucağın iç çekişi dayanılır gibi değildi."
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Çok derin uyku.
Çok dikkatlı bakmak, alacakmış gibi iyice gözden geçirmek.
Çaresizlik içinde umutsuz ve derin düşünmek.
Ata hüner göstermek.
Bildiği ve istediği gibi davranmak.
Belli bir alanda üstünlük kurmak.
"Meydan adamlara kaldı, istedikleri gibi at oynatıyorlar."
Sinir krizi geçirmek, bunalıma düşmek.
Birini kendinden geçercesine sevmek, beğenmek.
"Her kan görüşünde ayılıp bayılıyor."
Aşırı derecede üzüntü ve sinir...
(Dik şeylerin) dışarıya doğru, (yatay şeylerin de) aşağıya doğru kamburlaşmak.
"Yeni ördüğümüz duvar bel verdi."
Duvar gibi dikey şeylerin ortası...
Çok üzücü bir haberle aşırı sarsıntıya uğrayıp düşünme yeteneğini yitirir gibi olmak.
Umulmadık, beklenmedik bir olay karşısında şaşkınlığa düşmek, düşünce...
İnsan boyunu aşacak kadar derin olmak.
Çok tehlikeli bir durum karşısında, ölecekmiş gibi bir korku geçirmek.
Üzüntülü bir şekilde soluk almak, içini çekmek.
"Eski hatıraları gözünde canlanınca derin derin göğüs geçirdi."
Midesi bulanmak.
Merak, kaygı, korku ve sıkıntı yüzünden derin bir soluk alma gereği duymak.