Al benden de o kadar
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Güvenmek, beğenmek.
"O adamı gözüm tuttu benim."
Ben de o durumdayım; o düşüncedeyim.
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Sinir krizi geçirmek, bunalıma düşmek.
Birini kendinden geçercesine sevmek, beğenmek.
"Her kan görüşünde ayılıp bayılıyor."
Aşırı derecede üzüntü ve sinir...
Gerçekleşmesi mümkün olmayacak işleri anlatmak için kullanılır.
"O kız, o çocukla ancak balık kavağa çıkınca evlenir."
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Çok sevdiğim.
Sevgili evlâdım.
"O, hâlâ benim ciğerimin köşesidir."
O güzel şeyin yabancısı değilim. Benzerlerini ben de kullandım.
Bu konuda benim de kendi çapımda bilgim, tecrübem vardır.
Çalışıp para kazanılan, geçim sağlayan iş yeri.
"O dükkân benim ekmek kapım, asla satmam, satamam onu!"
Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.
"O ihtiyar mı? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o."
Heyecan ve telâş göstermeyen, merak etmeyen, olayları hoş karşılayan.
"Geniş gönüllü olmak benim için o kadar kolay değil."
Daha önce denediği için o durumla karşılaşmaktan korkmak, o işe girişmekten çekinmek.
"Sebzecilik işinden gözüm yıldı, bir daha bu işe girişeceğimi sanmıyorum."
O işten umudunu kesmek, o işin olacağına inanmamak, parasını ya da malını almaktan vazgeçmek.
"Verecek mi? Sen o paranın üstüne bir bardak soğuk su iç!"