Aklı başından gitmek
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Çok sevdiğim.
Sevgili evlâdım.
"O, hâlâ benim ciğerimin köşesidir."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.
"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"
Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.
"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...
Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.
"Az buçuk."
Ne az ne çok, oldukça.
Bir konuda yapacağı çok az şeyi olmak.
Dayanacak pek az gücü kalmak.
"Bir atımlık barutu kalmış, hâlâ ben yaparım o işi diyor."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.
"O ihtiyar mı? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o."
Pek değerli, sevgili, çok önem verilen (kimse).
"Babam benim göz bebeğimdir."
O anda kafası çok yorgun olmak.
Başka şeyler düşündüğünden, o anda konuşulana hemen intibak edememek.
"Kusura bakmayın, ne söylediğinizi anlayamadım, kafam...
Henüz meme emen kuzu.
Çok küçük bebek, yavru, korunması gereken küçük çocuk.
Çok nazlı, el bebek gül bebek büyütülmüş kimse.
"Daha süt kuzusu o, nasıl kıyılıp...
Çok kurnaz ve açıkgöz olmak; bilinmesi, hatırlanması güç şeyleri bilmek; pek çok şeyden haberdar olmak.
"O ne tilkidir bilemezsin, şeytanın yattığı yeri bile...