Deyimler
İletişim

"Ciğerimin köşesi" deyiminin anlamı nedir?

Çok sevdiğim.

Sevgili evlâdım.

"O, hâlâ benim ciğerimin köşesidir."

Ciğerimin köşesi deyimine benzer deyimler

Aklı başından gitmek

Bayılmak.

Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.

Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...

Aklı başından gitmek

Alnının damarı çatlamak

Başarmak için çok sıkıntı çekmek, çok çaba sarf edip emek vermek.

"O yolu açıncaya kadar benim alnımın damarı çatladı, sen ne halt etmeye bozuyorsun?"

Alnının damarı çatlamak

Anasının nikâhını istemek

Bir şeye değerinden çok para istemek, olmayacak bir istekte bulunmak.

"Senin istekli olduğunu duydu adam, şimdi gidersen anasının nikâhını isteyecek o...

Anasının nikâhını istemek

Az çok

Bir parça, o kadar çok olmayan, oldukça.

"Az buçuk."

Ne az ne çok, oldukça.

Az çok

Bir atımlık barutu olmak (veya kalmak)

Bir konuda yapacağı çok az şeyi olmak.

Dayanacak pek az gücü kalmak.

"Bir atımlık barutu kalmış, hâlâ ben yaparım o işi diyor."

Bir atımlık barutu olmak (veya kalmak)

Burnu Kaf dağında (olmak)

Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).

"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."

Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...

Burnu Kaf dağında (olmak)

Feleğin çemberinden geçmek

Hayatta çok günler görmüş, acı tatlı olaylar yaşayıp tecrübe kazanmış, olgunlaşmış.

"O ihtiyar mı? Feleğin çemberinden geçmiş biridir o."

Feleğin çemberinden geçmek

Göz bebeği

Pek değerli, sevgili, çok önem verilen (kimse).

"Babam benim göz bebeğimdir."

Göz bebeği

Kafası yerinde olmamak

O anda kafası çok yorgun olmak.

Başka şeyler düşündüğünden, o anda konuşulana hemen intibak edememek.

"Kusura bakmayın, ne söylediğinizi anlayamadım, kafam...

Kafası yerinde olmamak

Süt kuzusu

Henüz meme emen kuzu.

Çok küçük bebek, yavru, korunması gereken küçük çocuk.

Çok nazlı, el bebek gül bebek büyütülmüş kimse.

"Daha süt kuzusu o, nasıl kıyılıp...

Süt kuzusu

Şeytanın yattığı yeri bilmek

Çok kurnaz ve açıkgöz olmak; bilinmesi, hatırlanması güç şeyleri bilmek; pek çok şeyden haberdar olmak.

"O ne tilkidir bilemezsin, şeytanın yattığı yeri bile...

Şeytanın yattığı yeri bilmek