Açlıktan köpük kusmak
Açlıktan ölecek duruma gelmek.
Yararlıyı yararsızı, iyiyi kötüyü ayırt edebilir duruma gelmek.
"Yaşı büyüdükçe gözü de açılmaya başladı."
Açlıktan ölecek duruma gelmek.
Kötü iken, iyi, beğenilir bir duruma gelmek.
Bir kişi yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı duruma gelmek.
İşe yaramayan bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.
Yetişip topluma yararlı bir kişi olması için uzun zaman gerek.
Herkesçe tanınır bir duruma gelmek, ünlenmek, tanınmak.
Çok üzülmek, üzüntüden ağlayacak duruma gelmek.
Çok beğenip imrenmek.
Çok beğenip isteyecek duruma gelmek, imrenmek.
"Vitrindeki kızarmış tavuğu görünce ağzımın suyu aktı."
Birbirimizden ayrılmayacağız, işler iyi de gitse, kötü de gitse hep birlikte yapacağız, beraberliği bozmayacağız.
"Bu toprağı yalnız ben mi atacağım, hayır...
Heyecana, öfkeye ya da önem verdiği bir işe kapılıp başka hiçbir şeyle uğraşamaz duruma gelmek.
"Kendinden öylesine geçmişti ki gözü hiçbir şeyi görmez...
En uygun zamanında olmak, gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, istenilen duruma gelmek.
Çevresi ile ilişkilerini geliştirmeye başlamış olmak, dünyayı anlamaya başlamak.
İyiyi kötüyü, kendine yarayanı ayırt edici duruma gelmek.
Çok karanlık duruma gelmek.
Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.