Abes Kaçmak
Uygun düşmemek, yersiz düşmek.
Bezginlik getirmemek, umutsuzluğa düşmemek.
"Sakın fütur getirme, göreceksin başaracağız."
Uygun düşmemek, yersiz düşmek.
Çok az konuşur, sessiz, kimseye karşılık vermez.
Oldukça sessiz, sakin, kendi hâlinde.
Konuşmayıp susan, derdini anlatmayan.
"Telâşlanma sakın, ağzı var dili...
Neredeyse, pek yakında, kısa bir süre içinde.
"Konuklar akşama sabaha burada olurlar, sakın bir yere kaybolma!"
Göz açtırmamak, rahat bırakmamak.
Düşmanı acımayıp öldürmek, merhamet etmemek.
"Böyle kahpe insanlara sakın aman vermeyin!"
Kendisi için gerekli ve yararlı olan şeyi kendi eliyle yok etmek.
"Geçimini sağladığın o tarlayı sakın satma, yoksa bindiğin dalı kesmiş olursun."
Dalgın ve dikkatsiz bulunmak.
Söylenmemesi gereken, sakıncalı bir sözü, işin sonunu düşünmeden söyleyivermek.
"Boş bulunup da sakın söz verme, biliyorsun...
İşi başından aşkın olduğu için gözü hiçbir şey görmemek, çok öfkelenmiş olmak.
"Adam burnundan soluyor, sakın üstüne gitme, yoksa konuştuğuna pişman...
Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.
"Sakın güvenme ona, ben onun cemaziyülevvelini bilirim."
Gereksiz, lüzumsuz yere harcayıp tüketmek.
"Paranı sakın çarçur edeyim deme."
Dedikodusunu yapmak, kınayan bir dille başkalarına anlatmak, alaya almak.
"Sakın söyleme, yoksa bizi defe koyarlar."
Yalvarmak, kendini küçük düşürecek kadar çok yalvarmak, başını dizlerinin üzerine koymak.
"Göreceksin, günün birinde dizlerine kapanacak babasının."
Bir şey uğruna fazla para harcamak, masraf etmek.
Soyunmak, çok açık giyinmek.
"Düğün yapıyorum diye sakın dökülüp saçılma, yoksa kendini toplayamazsın."