Deyimler
İletişim

"Fütur getirmemek" deyiminin anlamı nedir?

Bezginlik getirmemek, umutsuzluğa düşmemek.

"Sakın fütur getirme, göreceksin başaracağız."

Fütur getirmemek deyimine benzer deyimler

Abes Kaçmak

Uygun düşmemek, yersiz düşmek.

Abes Kaçmak

Ağzı var dili yok

Çok az konuşur, sessiz, kimseye karşılık vermez.

Oldukça sessiz, sakin, kendi hâlinde.

Konuşmayıp susan, derdini anlatmayan.

"Telâşlanma sakın, ağzı var dili...

Ağzı var dili yok

Akşama sabaha

Neredeyse, pek yakında, kısa bir süre içinde.

"Konuklar akşama sabaha burada olurlar, sakın bir yere kaybolma!"

Akşama sabaha

Aman vermemek

Göz açtırmamak, rahat bırakmamak.

Düşmanı acımayıp öldürmek, merhamet etmemek.

"Böyle kahpe insanlara sakın aman vermeyin!"

Aman vermemek

Bindiği dalı kesmek

Kendisi için gerekli ve yararlı olan şeyi kendi eliyle yok etmek.

"Geçimini sağladığın o tarlayı sakın satma, yoksa bindiğin dalı kesmiş olursun."

Bindiği dalı kesmek

Boş bulunmak

Dalgın ve dikkatsiz bulunmak.

Söylenmemesi gereken, sakıncalı bir sözü, işin sonunu düşünmeden söyleyivermek.

"Boş bulunup da sakın söz verme, biliyorsun...

Boş bulunmak

Burnundan solumak

İşi başından aşkın olduğu için gözü hiçbir şey görmemek, çok öfkelenmiş olmak.

"Adam burnundan soluyor, sakın üstüne gitme, yoksa konuştuğuna pişman...

Burnundan solumak

Cemaziyülevvelini bilmek

Bir kimsenin herkesçe bilinmeyen, geçmişteki kötü bir yönünü veya kötü durumunu bilmek.

"Sakın güvenme ona, ben onun cemaziyülevvelini bilirim."

Cemaziyülevvelini bilmek

Çar çur etmek

Gereksiz, lüzumsuz yere harcayıp tüketmek.

"Paranı sakın çarçur edeyim deme."

Çar çur etmek

Defe (tefe) koymak

Dedikodusunu yapmak, kınayan bir dille başkalarına anlatmak, alaya almak.

"Sakın söyleme, yoksa bizi defe koyarlar."

Defe (tefe) koymak

Dizlerine kapanmak

Yalvarmak, kendini küçük düşürecek kadar çok yalvarmak, başını dizlerinin üzerine koymak.

"Göreceksin, günün birinde dizlerine kapanacak babasının."

Dizlerine kapanmak

Dökülüp saçılmak

Bir şey uğruna fazla para harcamak, masraf etmek.

Soyunmak, çok açık giyinmek.

"Düğün yapıyorum diye sakın dökülüp saçılma, yoksa kendini toplayamazsın."

Dökülüp saçılmak