Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Ölüm veya felâket haberi, çok üzücü haber.
"Fatma kadına bu kara haberi vermeye kimse yanaşmadı."
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Doğal ölçülerin çok üstünde gelişmiş, çok iri, iriyarı kimse.
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Belli değil, Cenab-ı Hak`tan başka kimse bilmez.
"Allah bilir bu sırrın iç yüzünü."
Bana öyle geliyor ki.
"Allah bilir esrar da alıyordur bu çocuk."
Çok zengin, parası çok olan kimse.
"Adam altın babası, her istediğini kolayca yaptırıyor."
Çok iyi, çok yakın dostluk veya arkadaşlık kurmak, ahbap olmak.
"Şunlara bak, aralarından su sızmıyor."
Bir yerde ayakta beklemekten veya uzun süre dolaşmaktan çok yorulmak.
"Seni aramaktan ayaklarıma kara sular indi, nerelerdeydin Allah aşkına!"
Çok şey okumuş, her sorulana cevap veren, çok şey bilen, okudukları aklında kalmış kimse.
"Adam ayaklı kütüphaneydi sanki!"
Size güzel bir şey sunamıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Bu işi yarım yamalak yapıyorum; ama elimden ancak bu kadarı geliyor.
Çok az fark olarak, kararlaştırılmak istenen sayıdan, ölçüden bir miktar az veya çok olarak.
"Beş aşağı beş yukarı bir kg. çeker bu tavuk."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok duygulu olup olaylardan hemen etkilenip ağlayan, çok acıyan, üzülen kimse.
"Senin bu kadar yufka yürekli olacağını düşünemezdim.