Ağzından düşürmemek
Hep onun sözünü etmek.
Sözünü etmemek.
Hep onun sözünü etmek.
Kötü olasılıkların sözünü etme.
Boşboğazlık etmemek, sır saklamak.
Göz açtırmamak, rahat bırakmamak.
Düşmanı acımayıp öldürmek, merhamet etmemek.
"Böyle kahpe insanlara sakın aman vermeyin!"
Aldırış etmemek, ona hiçbir şey etkili olmamak.
"Sırtına o kadar yük vurdular, adam yine de bana mısın demedi."
Anlasa da anlamasa da karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek.
"Her şeye baş sallayan insanlardan hiç hoşlanmam."
Sözünü etmeye değmeyecek kadar küçük, önemsiz bir kusurdur.
Bir sözü her zaman, yerli yersiz tekrarlamak.
"Şey sözünü diline pelesenk etmişsin, her cümlenin başında kullanıyorsun."
Etkisiz kalmak, güç yetirememek, hükmünü yürütüp sözünü dinletememek.
"Bir çocuğa diş geçiremiyorsun, ne biçim annesin sen!"
Kaygılanmamak, tasa etmemek, üzülmemek.
"Seni bir kez daha gördüm ya, artık gam yemem."
İade etmek, geldiği yere göndermek, kabul etmemek.
"Ona aldığım hediyeyi rüşvettir diye geri çevirdi."
Hiç acımamak, merhamet etmemek.
"Gözünün yaşına bakmadan hapse attılar adamı."