Ağza almamak
Sözünü etmemek.
Boşboğazlık etmemek, sır saklamak.
Sözünü etmemek.
Sır saklayamayan.
Sır saklayan.
Konuşamaz duruma getirilen.
Dudakları beyaz.
Hiç sır saklayamamak.
Sır saklar.
Bir işin gizli yönlerini, niteliğini, asıl sebebini anlayamamak.
"Senin bu işi nasıl berbat ettiğine hâlâ akıl sır erdiremedim."
Göz açtırmamak, rahat bırakmamak.
Düşmanı acımayıp öldürmek, merhamet etmemek.
"Böyle kahpe insanlara sakın aman vermeyin!"
Aldırış etmemek, ona hiçbir şey etkili olmamak.
"Sırtına o kadar yük vurdular, adam yine de bana mısın demedi."
Çok gizli tutulan, kimseinin öğrenemediği sır.
Kaygılanmamak, tasa etmemek, üzülmemek.
"Seni bir kez daha gördüm ya, artık gam yemem."
İade etmek, geldiği yere göndermek, kabul etmemek.
"Ona aldığım hediyeyi rüşvettir diye geri çevirdi."
Hiç acımamak, merhamet etmemek.
"Gözünün yaşına bakmadan hapse attılar adamı."