Ağız açmamak
Hiçbir şey söylememek.
Söylememek. Susmak.
Hiçbir şey söylememek.
Hiçbir şeyi söylememek, ya da söyletmemek.
Konuşmamak, susmak.
Açık olarak söylememek, belirli konuşmamak.
"Lütfen lafı ağzında geveleme de ne söyleyeceksen söyle, çok işim var."
Hiçbir şey söylememek.
Susmak.
Çıkarının elden gideceğini düşünerek birinin konuşmasını önlemek.
"Ağzını kapatamazsak konuşup bizi elâleme rezil edecek."
Tam söyleyecekken vazgeçip söylememek.
Hatırladığı şeyi söyleyecekken yine unutuvermek.
"Dilinin ucuna geldi ama utandığı için söyleyemedi."
Bir işi yapmamak için bahaneler ileri sürmeye çalışmak, bir soruyu cevaplandırırken net şeyler söylememek.
"Hık mık edip durma, bu işi eninde sonunda...
Derdini, sıkıntısını kimseye söylememek.
Kendisine yapılan kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla beraber, bunu unutmamak.
"O her şeyi içine atar, bir gün kanser...
Birinin sözünü bitirmesine fırsat vermemek, onu susmak zorunda bırakmak, konuşmasını önlemek.
"Ağzını açar açmaz lafı ağzına tıkadılar adamcağızın."
Dürüst, güvenilir, ağzı sıkı olmak; ne kadar zorlanırsa zorlansın kimseye sırrını söylememek.
"Bu ordunun ser verip sır vermeyen yiğitlere ihtiyacı vardır."
İtiraz etmemek, hoş görerek karşı çıkmamak.
Hiç konuşmamak, susmak.
"Kendisine söylenen o kötü sözlere nasıl ses çıkarmadı şaşıyorum."