Aklı başında olmamak
İyi düşünebilir durumda olmamak.
Bayılmak, kendisinden geçmek.
"Artık aklı başında olmamak onun işine geliyor sanki, böylece sorumluluktan kurtulacak, rahat...
Çağın önüne geçmek.
İyi düşünebilir durumda olmamak.
Bayılmak, kendisinden geçmek.
"Artık aklı başında olmamak onun işine geliyor sanki, böylece sorumluluktan kurtulacak, rahat...
Birini geçmek, geride bırakmak.
Bir şeyden uzaklaşmak.
Bir iş ya da olay önüne geçilemez, tehlikeli bir durum almak.
"Ateş bacayı sarmadan çabuk gidelim buradan!"
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Çalışması karşılığı olarak her ay belirli para alınacak bir göreve başlamak.
Çalışmasının karşılığını gündelik ya da ücret olarak almakta iken aylık yöntemiyle...
Üstünlüğünü göstermek, karşısındakini geçmek.
"Koşuda değil, ancak güreşte baskın çıkarım ona."
Kavga çıkararak, önüne gelene çatarak ya da başka sebeplerle kendisi için tehlikeli bir durum oluşmasına yol açmak.
"Bırak sövmeyi, belâ mı arıyorsun başına?"
Bir üzüntüden dolayı iştahı kesilmek, isteksiz ve zorla yemek.
"Annemin o hasta hâli gözümün önüne geldikçe lokmalar boğazıma diziliyor."
Önem ve değer vermemek, küçümsemek, beğenmemek.
"Önüne konan yemeklere burun kıvırıp sofradan kalktı."
Yol üstündeki dostuna uğramadan geçmek.
İlişki kurması gereken kişiyi atlayıp onun üstündeki kişiye başvurmak.
Önem verilecek değerde olmayan, kolay iş.
"Dereyi geçmek mi? Çocuk oyuncağı benim için."
Görevden ayrılan birinin yerine geçmek.
Bulunmayan bir nesnenin yerine kullanılabilmek.
"Emekli olan müdürün yerine geçmek için iki müdür yardımcısı yarışa...