Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Varlıklı görünmeyi, gösterişi çok sever, ama gerçek durumu bunun tam tersi.
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Doğal ölçülerin çok üstünde gelişmiş, çok iri, iriyarı kimse.
Sözde durumu iyileşti, ama yine eskisi gibi yoksul yaşamı sürüyor.
Güzel yiyecek, ama az doyurmuyor.
Beğenilen bir eylem, ama yetmez ki.
Çok güzel, çok lezzetli (bir yemek).
Çok beğenip imrenmek.
Çok beğenip isteyecek duruma gelmek, imrenmek.
"Vitrindeki kızarmış tavuğu görünce ağzımın suyu aktı."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Çok para harcamak.
"Evi yaptılar ama çok da masrafa girdiler."
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."