Abanoz gibi
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Çok şişman, çok yağlı.
"Birkaç ay sonra yağ tulumu olacak, şuna birisi söylese de çok yemese."
Çok kara, kapkara. Çok sert.
Bir şey için çok derin bir üzüntü duymak, bir şeyin acısını çok içinde duyumsamak.
Doğal ölçülerin çok üstünde gelişmiş, çok iri, iriyarı kimse.
Çok güzel, çok lezzetli (bir yemek).
Çok beğenip imrenmek.
Çok beğenip isteyecek duruma gelmek, imrenmek.
"Vitrindeki kızarmış tavuğu görünce ağzımın suyu aktı."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.
"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...
Çok susamak, çok konuşmaktan ve bağırmaktan ötürü sesi çıkmaz olmak.
"Boğazım kurudu, bir şeyler içelim de öyle gidelim."
Çok fazla kibirli, herkese yukarıdan bakar (olmak).
"İyi ki bir araba aldı, burnu Kaf dağında bir adam olup çıktı."
Çok kibirli, herkese çok yukarıdan bakar...
Çok özler, çok arar, çok ister olmak.
Uykuyu çok seven kimse, çok uyuyan.
İçine girilerek yatılan tulum biçimindeki yatak.
"Uyku tulumu sen de, çabuk kalk!"
Bir şey çok alıcı bulup çok satılmak, kolay müşteri bulmak.
"Kapanın elinde kalıyor, yağma gidiyor, koş koş, sen de yetiş!.."