Deyimler
İletişim

"Çalımına getirmek" deyiminin anlamı nedir?

Yapmayı tasarladığı iş için kolladığı yaralanma fırsatını bulmak.

Çalımına getirmek deyimine benzer deyimler

Adam kıtlığında

Herhangi bir iş için gereken yetenekli, işe yarar kimselerin bulunmadığı ya da az bulunduğu yerde ve zamanda.

Adam kıtlığında

Ağır iş

Yapılması zor iş, güç iş , zahmetli iş.

Ağır iş

Allah versin

Dilenciyi savmak için

"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.

İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...

Allah versin

Babana rahmet

Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde. Ben de öyle düşünüyordum.

"Yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; Allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk,...

Babana rahmet

Başa güreşmek

Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.

En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.

"Takımımız öteden beri başa...

Başa güreşmek

Başını ağrıtmak

Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.

Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.

Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.

Bir iş için birini...

Başını ağrıtmak

Borç (ödev) bilmek (saymak)

Bir şey yapmayı, kendisi için yerine getirilmesi zorunlu bir iş olarak kabul etmek.

Borç (ödev) bilmek (saymak)

Eşref saat

İş görecek kimsenin uysal davranacağı, aksilik çıkarmayacağı zaman.

Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman.

"İzin alabilmek için müdür beyin eşref...

Eşref saat

Kırk dereden su getirmek

Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.

"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su...

Kırk dereden su getirmek

Nefsine yedirememek

Kendine yakıştıramamak, o şeyi yapmayı kendisi için onur kırıcı, ağır bulmak.

"İki yüzlülüğü bir türlü nefsine yediremiyordu."

Nefsine yedirememek

Suyun başı

Suyun çıktığı yer, kaynak.

En çok yarar sağlanacak yer.

Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii.

"Yorgun bedenlerini suyun başındaki...

Suyun başı

Yumurta kapıya gelmek

Yapılması gereken bir iş için zaman daralmış olmak, iş çok sıkışık zamana rastlamak.

"Sen hep işleri yumurta kapıya gelence mi yaparsın?"

Yumurta kapıya gelmek