Ağırdan almak
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Acele etmemek, bir işi yapmak için isteksiz görünmek.
"Söyle onlara, işi ağırdan almasınlar, müşteriler mal bekliyor."
Gizli bir amaçla bir işten yavaş davranmak, işi savsaklamak, yapmaya gönülsüz davranmak, işi yapmak için isteksizce davranma ve gereken sürede bitirmemek.
Gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermemek; bir istekte bulunan kişiyi yanından uzaklaştırmak.
Yapılması zor bir işi yapmaktan kendini kurtarmak...
Bir yığın gereksiz sözlerle bir kimseyi sıkıp yormak.
Bir iş, bir kimseyi rahatsız edip uğraştırmak.
Gereksiz sözlerle birini bunaltmak.
Bir iş için birini...
Çamaşırı kirli bir suda yıkayıp rastgele bir yerde kurutmak.
Bir işi özensiz, üstünkörü yapmak.
Para, mal tutamayanın durumunu ya da verimsiz, sonuçsuz bir işi anlatmak için kullanılır.
"Memurların işi tam anlamıyla dipsiz kile boş ambar, sıfıra sıfır...
Bir işi yaptırmak, gördürmek için bir yere çok gidip gelmek.
"Şu köy yolu için hükümet eşiğini aşındırıp durduk."
Bir işi yapmamak için bahaneler ileri sürmeye çalışmak, bir soruyu cevaplandırırken net şeyler söylememek.
"Hık mık edip durma, bu işi eninde sonunda...
Yapılan bir işi onur kırıcı görüp, kişiliğine dokunmuş sayarak tepki göstermek; kendisinin başkasına yapması söz konusu olan işi, kişiliği için uygun görmeyip...
İstemeyerek bir işi yapmak durumunda kalmak, yapmamayı edememek, kendini tutamayıp yapmak.
"Ona bir tokat atmaktan kendimi alamadım işte!"
Bir işi yapmak için hazırlanmak.
"Bir an önce paçaları sıvayıp işe başlamak istiyordu."
Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek.
Çok terlemek.
"Bu işi başarmak için az ter dökmedi."
Üzerine aldığı ağır bir işi başarmak.
Gördüğü bir iyiliğin karşılığı olarak bir şeyler yapmak.
"Onu bu yükün altından kalkamaz sananlar nasıl da yanıldılar."