Ağzına bir parmak bal çalmak
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Borç ederek geçinmek.
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Tanrı’ya kulluk ederek, hayır işleri yaparak sevap kazanmak.
Herhangi bir şeyi Yüce Allah`ın korumasına ve esirgemesine terk etmek.
"Seni Allah`a emanet ederek gidiyorum oğlum."
Çok eziyet ederek canından bezdirmek, bir kimseyi çok üzmek.
"Karşıma bir çıksın, onu anasından doğduğuna pişman edeceğim."
Kavga ederek ya da başka davranışlarıyla kendisi için tehlikeli olacak bir durum meydana gelmesine yol açmak.
"Bela aramak."
Ben üzerime borç saydığım şeyi söyledim. Sözlerimi dinlemez, bildiğini yaparsa ortaya çıkacak kötü sonuçtan dolayı ben kendimi suçlu saymam.
Çok borç içinde olmak.
"Borç gırtlağa çıkmak."
Borç etmek, borçlanmak.
Borç pek çoğalmak, altından kalkılması güç bir durum almak.
"Borç almak."
Borç alarak ya da benzer yollara başvurarak (bir şeyi sağlamak).
"Borç harç nihayet yaptırdık evin çatısını."
"Sıkıntı üstüne sıkıntı, terslik üstüne terslik, borç üstüne borç, aksilikler birbirini kovalıyor" anlamında kullanılır.