Acısını çıkarmak
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
"Borç almak."
Gördüğü maddi ya da manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak.
Öç almak.
Görevinden almak.
Bir kimsenin koruyuculuğundan güç almak.
Bir kimsenin himayesinden güç almak.
"Arkasını kaymakama vermiş pervasızca konuşuyor, yolu burdan geçireceğim diyor."
En üstün yeri almak.
Herhangi bir konu önemce ilk sırayı almak.
"Ülkede ekonomik yolsuzluklar başa geçti."
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Çok borç içinde olmak.
"Borç gırtlağa çıkmak."
Borç pek çoğalmak, altından kalkılması güç bir durum almak.
Borç alarak ya da benzer yollara başvurarak (bir şeyi sağlamak).
"Borç harç nihayet yaptırdık evin çatısını."
Öç almak, kötülük yapmak için fırsat kollamak; öfkesini gösterir durum almak.
"Bana diş bilediği bakışlarından belli."
Bir iş yapmak için ilgili kişiden gün ayırmasını; belirli bir tarih tespit etmesini istemek, randevu almak.
Yaşını bitirip daha sonraki yılın bir ya da birkaç...
"Sıkıntı üstüne sıkıntı, terslik üstüne terslik, borç üstüne borç, aksilikler birbirini kovalıyor" anlamında kullanılır.
Konuşmaya başlamak için toplantı başkanından izin almak, öyle konuşmaya başlamak.
Birinin bir iş yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak.
Erkek tarafı,...