Allah versin
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
Yemek pişirme, hazırlama sıkıntıları.
Geçim için uğraşma, kazanç sağlama kaygısı.
"Boğaz derdi, bence dertlerin en büyüğüdür."
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
Bir paylaşmada en büyük pay.
Ortaklardan en güçlüsünün aldığı en büyük pay.
Hak edilenden daha çok alınan pay, en güçlünün aldığı pay.
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Yaşamak için, geçinebilmek için yapılan didinme, uğraş.
"Hemen bütün insanlar boğaz kavgasının içinde kaybolmuş durumdalar."
Geçim içim uğraşıp didinme.
Bir şeyin en önemli noktası, en mühim unsuru; bir şeyin yaşaması için en önemli araç.
"Babam evin can damarıdır."
Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak, ya da bir şeyin en duyarlı noktasını açığa çıkarmak.
"Adamın en sonunda can damarına bastılar, zararı da kendileri...
İşin en güç, en önemli, en büyük kısmı bitti, kalanı önemsizdir.
"Ha gayret çocuklar, çoğu gitti azı kaldı."
İş görecek kimsenin uysal davranacağı, aksilik çıkarmayacağı zaman.
Bir işin olumlu yola girmesi için en uygun zaman.
"İzin alabilmek için müdür beyin eşref...
Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.
"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su...
Açlığını yatıştırmak için az miktarda yemek yemek.
Suyun çıktığı yer, kaynak.
En çok yarar sağlanacak yer.
Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii.
"Yorgun bedenlerini suyun başındaki...
Haddinden fazla yemek, çok yemek, mideyi rahatsız edecek kadar çok yemek.
"Doymaz çocuk, tıka basa doldurdu karnını."