Allah versin
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
Açlığını yatıştırmak için az miktarda yemek yemek.
Dilenciyi savmak için
"bekleme, sadaka vermeyeceğim" anlamında söylenir.
İyi şey elde edenlere memnunluk bildirmek için, kimi zaman da takılma ve şaka için...
Gebe kadın, kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duymak.
Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek.
En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak.
"Takımımız öteden beri başa...
Bir kimsenin büyük zarar görmesine ya da ölmesine yol açmak.
"Ruhsuz herifler adamın başını yemek için yarışa giriştiler."
Çok az, pek az (sıvı şeyler için söylenir).
Çok küçük (çocuklar için söylenir).
"Bir damla su kaldı, ne yapacağız su gelmezse."
Yemek pişirme, hazırlama sıkıntıları.
Geçim için uğraşma, kazanç sağlama kaygısı.
"Boğaz derdi, bence dertlerin en büyüğüdür."
Birini kandırmak için çok dolambaçlı gerekçeler ileri sürmek, ikna edebilmek için çok uğraşmak.
"Ne inatçı adammış, bir evet demek için kırk dereden su...
Bir şey için çok para harcamak.
"Düğün için az para dökmedi."
İşini yaptırmak için birilerine kanunsuz, hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek.
"O binayı yaptırmak için belediyeye az para yedirmediler."
Çok para harcamak.
Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak.
"İnsanlar artık açıktan para yiyorlar."
Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek.
Çok terlemek.
"Bu işi başarmak için az ter dökmedi."
Haddinden fazla yemek, çok yemek, mideyi rahatsız edecek kadar çok yemek.
"Doymaz çocuk, tıka basa doldurdu karnını."