Al gülüm, ver gülüm
Bir kimseye yapılan hizmetin hemen karşılığını bekleme durumu.
Çarçabuk, hemen
Bir kimseye yapılan hizmetin hemen karşılığını bekleme durumu.
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
Hemen yola çıkmak üzere olan.
"Az kalsın."
Neredeyse, hemen hemen, az kalsın.
Az sonra, hemen hemen, olmak üzereydi ki (olacaktı, ama olmadı).
"Nerede ise".
Neredeyse, az daha
Evlendirmek.
"Askerliği biten Ali`nin başını bağlamayı düşünen annesi kolları hemen sıvadı."
Her istediği hemen yapılmak, yerine getirilmek.
"O, bir dediği iki olsun istemiyordu."
Birinin her istediğini hemen yerine getirmek.
"Ah benim tatlı çocuğum, bir sözümü iki etmez, hemen yapıverir."
Birisine yapılması çok zor, hemen hemen yapamayacağı bir işi yaptırmaya çalışmak.
"Senin yaptığın deveye hendek atlatmak, bırak şu garibin yakasını."
Yok olmak, ortadan kaybolmak.
"Çiçek hastalığının bu kasabada izi silindi hemen hemen, çünkü çocuklar aşılanıyorlar."
Ne iyi ne kötü, orta derecede.
Hemen hemen, aşağı yukarı, yaklaşık olarak.
"Şöyle böyle üç yıl oldu onunla görüşemedik."
Çok uykusu gelmek, göz kapakları kapanmak.
"İki gündür yoldaydık, hemen hemen hiç uyumamıştık, uyku gözlerimizden akıyordu."