Aklı başından gitmek
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Çok uykusu gelmek, göz kapakları kapanmak.
"İki gündür yoldaydık, hemen hemen hiç uyumamıştık, uyku gözlerimizden akıyordu."
Bayılmak.
Çok sevinçten ya da çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.
Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak.
Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi...
Hileci, kurnaz, çok açık göz, çıkarcı, hin oğlu hin.
"Adam anasının gözü, iki dakikada bitiriverdi işi."
Çok kurnaz, dalavereci, çıkarcı, hileci, düzenci.
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tam değil de tama yakın.
"Aşağı yukarı on kilo gelir bu yük."
Yaklaşık olarak, hemen hemen, tama yakın.
"Az kalsın."
Neredeyse, hemen hemen, az kalsın.
Az sonra, hemen hemen, olmak üzereydi ki (olacaktı, ama olmadı).
"Nerede ise".
Neredeyse, az daha
Birinin her istediğini hemen yerine getirmek.
"Ah benim tatlı çocuğum, bir sözümü iki etmez, hemen yapıverir."
Bir davranışla iki veya birden çok yararlı sonuç elde etmek, bir girişimle iki iş yapmak.
"Anladım amacını, bir taşla iki kuş vurmak."
Hiç uyanmadan, çok rahat, uzun süre uyunulan uyku.
"Bu gece deliksiz bir uyku çekip yorgunluğumu atmak istiyorum."
Birisine yapılması çok zor, hemen hemen yapamayacağı bir işi yaptırmaya çalışmak.
"Senin yaptığın deveye hendek atlatmak, bırak şu garibin yakasını."
Çok uykusu geldiği için göz kapakları kapanır gibi olmak.
"Çocukcağızın gözlerinden uyku akıyor, şunu yatağına yatırın."
Yok olmak, ortadan kaybolmak.
"Çiçek hastalığının bu kasabada izi silindi hemen hemen, çünkü çocuklar aşılanıyorlar."
Hemen, hiç durmadan, hiç vakit kaybetmeden.
"Şimdiden tezi yok, ne yapılacaksa yapılmalıdır."