Alavere dalavere
Hile, düzen, yalan dolan.
Denge, düzen kalmadı.
"Bey bellisiz, meydan ıssız."
Hile, düzen, yalan dolan.
Bir işin çok güç olduğunu, yapılamayacak kadar zor olduğunu anlatır.
Küçümseyerek meydan okumak, tehdit etmek.
"Beni polise bildirenin alnını karışlarım."
Daha önce davranmak gerekirdi. İşin tavı geçti. Artık yapılacak şey kalmadı.
"Fırsat kaçtı, artık yapılacak şey kalmadı" anlamında kullanılır.
"Sen daha dur, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti."
Ata hüner göstermek.
Bildiği ve istediği gibi davranmak.
Belli bir alanda üstünlük kurmak.
"Meydan adamlara kaldı, istedikleri gibi at oynatıyorlar."
Bolluğun, verimliliğin kalmaması, sona ermesi.
"Yanımıza geldiği günden beri evin beti bereketi kalmadı."
Gücü, kuvveti kesilmek; bitkin bir duruma düşmek.
"Daha fazla yürüyemeyeceğim, can kalmadı bende, siz gidedurun."
Karışıklığı, dağınıklığı, başıbozukluğu gidermek.
"Kendine bir çeki düzen vermelisin artık."
Malından, kazancından başkaları yararlandı, kendisine bir şey kalmadı.
Herhangi bir sebepten ötürü birini zorla dağa veya ıssız bir yere götürüp orada alıkoymak.
"Eşkıyalar, karakol komutanının oğlunu dağa kaldırmışlar; ne...
Sıkıntı, üzüntü sebebiyle insanlardan kaçıp ıssız yerlerde yaşar olmak.
"Annesinin ölümünden sonra dağlara düştü."
İşitmedik kimse kalmadı, hemen herkes işitti, duymayan kalmadı.
"Haklarında çıkan dedikoduyu sağır sultan bile duydu ama siz duymadınız öyle mi?"