Ağıt yakmak
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Telaş dolayısıyla, giyilecek şeyleri giymeden, perişan kılıkta.
Sevilen birinin ölümü ya da toplumca uğranılan bir acı dolayısıyla ağıt özelliği taşıyan bir şiir yazmak ya da böyle olaylarla ilgili olarak ağıt söylemek.
Bir kişinin bildiği şeyleri, ustalıklı konuşmalarla, ona sezdirmeden öğrenmek.
Bir kimseyi değişik yollarla ve ustalıkla konuşturup birtakım gizli şeyleri öğrenmek.
"Boşuna uğraşma, ağzımdan laf alamazsın."
Güzel lezzetli yiyecekler seçmek.
Keyif verici şeyleri seçmede usta olmak.
Güzel yemeklerden anlamak.
Bir şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
"Şunlardaki...
Koşup yorulmaktan, telaş ve heyecandan yüzü kıpkırmızı kesilmiş (olarak).
Utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan yapmak, utanmayı bırakmak, yüzsüz olmak.
"Ar damarı çatlamış bu adamdan ne umuyorsun anlamadım bir türlü."
Girip çıkanı, gelip gideni çok olmak.
"Şu seçim dolayısıyla doktorun evi arı kovanı gibi işliyor."
Bir engel dolayısıyla bitirilemeyip öylece ve engelin ortadan kalkmasında değin kalmak.
Gebe kadın, kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duymak.
Önem verilecek şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
Önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
"Babasının onun için verdiği emekleri ayaklar altına alarak...
Kimi şeyleri görmemiş, kimi şeyleri duymamış gibi davranmak.
Önce beğenmeyip bıraktığı şeyleri gerekseme dolayısıyla yeniden gözden geçirip daha az kötü olanlarından başlayarak seçe seçe.