Açlıktan ölmeyecek kadar
Pek az bir şey, gereğinden az.
Önce beğenmeyip bıraktığı şeyleri gerekseme dolayısıyla yeniden gözden geçirip daha az kötü olanlarından başlayarak seçe seçe.
Pek az bir şey, gereğinden az.
Bir sorun üzerine oy verenler, sayıca, karşı düşünceye oy verenlerden daha az çıkmak.
Bir oyalamada, karşı düşünceye oy verenler sayıca az çıkmak.
Az sonra, hemen hemen, olmak üzereydi ki (olacaktı, ama olmadı).
"Nerede ise".
Neredeyse, az daha
En kötü sanılandan daha kötü.
Ilımlı bir yol seçip gururundan vazgeçmek, sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek.
"Onun da burnunun sürtülmesine az kaldı, kısa...
Kötü kişinin kötü çocuğu (ya da eğittiği kötü kişi).
Daha önce kazancı yokken artık para kazanmaya başlamak, para sıkıntısından az çok kurtulmak.
Kendisine daha önce duyulan sevgi ve ilgiyi kaybetmek.
"Eskisi gibi top oynayamayan Ali bir senede gözden düştü."
Daha önce başından geçen kötü bir denemeden sonra, birinden veya bir şeyden zarar gelebileceği endişesine kapılmak ve o işi yapmaktan çekinmek.
Daha önce denediği için o durumla karşılaşmaktan korkmak, o işe girişmekten çekinmek.
"Sebzecilik işinden gözüm yıldı, bir daha bu işe girişeceğimi sanmıyorum."
Daha önce meydana gelmiş bir olayı ya da bir işi bir düşünceyi yeniden, sık sık tekrarlamak.
Az bir farkla, az fazla ya da az eksik olmak üzere, yaklaşık olarak.
"Üç aşağı beş yukarı anlaşırız, merak etme."