Deyimler
İletişim

"Üstüne (yatmak) oturmak" deyiminin anlamı nedir?

Hiç hakkı değilken başkasının malını kendine mal etmek.

"Vakıf mallarının üstüne oturdu adam, nasıl yaptı, vicdanı nasıl el verdi bilmiyorum."

Üstüne (yatmak) oturmak deyimine benzer deyimler

Altını üstüne getirmek

Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.

"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."

Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...

Altını üstüne getirmek

Bal alacak çiçeği bilmek deyimi

Çıkar sağlanacak yeri veya şeyi bulmak, bu konuda nasıl hareket edileceğini bilmek.

"Onun bal alacak çiçeği bilmede üstüne yoktur."

Bal alacak çiçeği bilmek deyimi

Burnundan kıl aldırmamak

Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.

"Amma da burnundan kıl...

Burnundan kıl aldırmamak

Dört ayak üstüne düşmek

Tehlikeli bir durumdan hiç zarar görmeden kurtulmak.

"Nasıl oluyor da, bu adam hep dört ayak üstüne düşüyor?"

Dört ayak üstüne düşmek

Durduğu yerde

Hiç gereği yokken.

Kolaylıkla, hiç emek ve çaba harcamadan.

"Adam durduğu yerde para kazanıyor, anlamadım bu işi!"

Durduğu yerde

El açmak

Dilenmek.

Başkasının yardımını almak için yalvarmak.

"İhtiyarlayıp da el açacağı hiç aklına gelmemişti."

El açmak

El basmak

Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.

"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."

El basmak

Hangi dağda kurt öldü?

Kendisinden hiç umulmayan, beklenilmeyen bir kimsenin olumlu davranışı görüldüğünde;

"Nasıl oldu da böyle güzel bir iş, bir iyilik yaptı?" anlamında söylenir.

Hangi dağda kurt öldü?

Hangi rüzgâr attı?

"Nasıl oldu da gelebildin? Hiç görünmüyordun, sen de gelir miydin?" anlamında, uzun süre bir yerde görünmeyen kimse için kullanılır.

Hangi rüzgâr attı?

Yol göstermek

Rehberlik etmek, yolu bilmeyene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak.

Nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.

"Benim elimden bir şey gelmez,...

Yol göstermek

Zimmetine geçirmek

Kendine mal etmek.

Bir hesabı birinin borcuna eklemek.

"Devletin onca malını zimmetine geçirmiş."

Zimmetine geçirmek