Altını üstüne getirmek
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Hiç hakkı değilken başkasının malını kendine mal etmek.
"Vakıf mallarının üstüne oturdu adam, nasıl yaptı, vicdanı nasıl el verdi bilmiyorum."
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
Çoktandır gelmiyordun; nasıl oldu da geldin? Teşekkürümüzü nasıl belirteceğimizi bilemiyoruz.
Çıkar sağlanacak yeri veya şeyi bulmak, bu konuda nasıl hareket edileceğini bilmek.
"Onun bal alacak çiçeği bilmede üstüne yoktur."
Oldukça huysuz olmak, kendisine hiç söz söyletmemek, kendisinin eleştirilmesine fırsat tanımamak, en küçük yergiye tahammül göstermemek.
"Amma da burnundan kıl...
Tehlikeli bir durumdan hiç zarar görmeden kurtulmak.
"Nasıl oluyor da, bu adam hep dört ayak üstüne düşüyor?"
Hiç gereği yokken.
Kolaylıkla, hiç emek ve çaba harcamadan.
"Adam durduğu yerde para kazanıyor, anlamadım bu işi!"
Dilenmek.
Başkasının yardımını almak için yalvarmak.
"İhtiyarlayıp da el açacağı hiç aklına gelmemişti."
Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek.
"Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım."
Kendisinden hiç umulmayan, beklenilmeyen bir kimsenin olumlu davranışı görüldüğünde;
"Nasıl oldu da böyle güzel bir iş, bir iyilik yaptı?" anlamında söylenir.
"Nasıl oldu da gelebildin? Hiç görünmüyordun, sen de gelir miydin?" anlamında, uzun süre bir yerde görünmeyen kimse için kullanılır.
Rehberlik etmek, yolu bilmeyene tarif etmek, nasıl gidileceğini anlatmak.
Nasıl davranılacağını, ne yapılacağını öğretmek.
"Benim elimden bir şey gelmez,...
Kendine mal etmek.
Bir hesabı birinin borcuna eklemek.
"Devletin onca malını zimmetine geçirmiş."