Ah almak
Zulmettiği kişinin bedduasını almak.
Birinin bedduasını üstüne çekmek.
"Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."
"Sıkıntı üstüne sıkıntı, terslik üstüne terslik, borç üstüne borç, aksilikler birbirini kovalıyor" anlamında kullanılır.
Zulmettiği kişinin bedduasını almak.
Birinin bedduasını üstüne çekmek.
"Zalimliğine devam edersen daha çok kişinin ahını alacaksın."
Yakınılacak bir durumda, bir şeyin hiç bulunmaması hâlindeki sıkıntı anında
"Allah daha kötüsünü göstermesin" anlamında kullanılır.
Bir şeyi bulmak için aramadık yer bırakmamak.
"Evin altını üstüne getirdik ama tabancayı bulamadık."
Söz ve davranışlarıyla çevreyi birbirine düşürmek,...
O an ki durumu temelli olmayan bir çözümle kurtarmak veya bir işi kesin neticeye vardırmış gibi görünmek.
"İnsanları altmış altıya bağlamakta üstüne yoktur...
Alt yüzünü üste çevirmek, altını üstüne getirmek.
Karmakarışık duruma getirmek.
Çok tehlikeli, zarar verecek bir işin üstüne üstüne gitmek ya da böyle bir işe girişmek.
"Bırak o silâhı elinden! Ateşle oynadığının farkında mısın sen?"
İşe yaramadığı, sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için kullanılır.
"Ne yapayım, kardeş işte! Atsan atılmaz, satsan satılmaz!"
Çıkar sağlanacak yeri veya şeyi bulmak, bu konuda nasıl hareket edileceğini bilmek.
"Onun bal alacak çiçeği bilmede üstüne yoktur."
Çok borç içinde olmak.
"Borç gırtlağa çıkmak."
Borç alarak ya da benzer yollara başvurarak (bir şeyi sağlamak).
"Borç harç nihayet yaptırdık evin çatısını."
Bir işi güçlükle ve sıkıntı içinde sonuca ulaştırmak.
Merakla, heyecanla, sabırsızlıkla, sıkıntı çekerek beklemek.
"İşe geç kalmıştı, yeni araba gelinceye...
Bir konuda bir kimseye sürekli baskı yapmak.
Güç bir şeyden yılmayıp, sonucu tehlikeli de olsa, çekinmeden o şeyle uğraşmak.
"Biliyorum zor ama üstüne üstüne...