Açığa çıkarılmak
Görevden almak. Gizli kalmış bir noksanlığı bulup ortaya koymak.
İşindeki güçlükleri yenmek, işini yoluna koymak.
Görevden almak. Gizli kalmış bir noksanlığı bulup ortaya koymak.
Amacına ulaşmak için birini tatlı sözlerle bir süre oyalamak, kandırmak; umut verip ikna ederek işini yaptırmak.
"Öyle bir insan ki ağzına bir parmak bal çal,...
Kendi sermayesi olmadığı hâlde, birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek.
Yenmek, sırtını yere getirmek.
Bir kimseyi işini yaptırabilmek için pohpohlamak, gereğinden fazla överek istediğini elde etmeye çalışmak.
Güçlükleri yenip işini kolay yürür duruma getirmek.
Bir kimsenin, yolunda olan işini zorbalıkla bozmak.
Bir işini yapmasına, bulunduğu yerden ayrılmasına engel olmak.
"Bu çocuk ayağıma bağ oldu, onu bırakıp da bir yere gidemiyorum."
Acımasızca, tekmelerle kıyasıya dövmek.
Bir şeyi küçük görerek ondan faydalanma yoluna gitmemek, o şeyi tepmek.
"Önüne serilen bütün nimetleri ayağının altına...
Bu güç işi yoluna koymak için düşünüp taşınıyor, bir çözüm yolu bulamıyorum.
Birçok güçlükleri yenmek için çok uğraşmak, pek çok çaba sarf etmek.
"Onu razı edeceğim diye göbeğim çatladı."
Bozulmuş, düzensiz hâle gelmiş bir işi yoluna koymak, iyi duruma getirmek.